Yaratıcılığın Sınırları

18 Ocak 2014

Dünyaya geldiğimiz anda ölümle sınırlandırılıyoruz. Yerçekimine karşı koymaya çalışıyoruz. Zamana karşı yarışıyoruz… Sınırlar olmasaydı her şey çok sıkıcı olabilirdi. Her şey sınırsız ve sorunsuz olsaydı hiçbir şey yapmamıza gerek kalmazdı. Sınırlar insan için değerlidir ve yaratıcılığın olmazsa olmazıdır.

Nerede bir sınır varsa orada yaratıcılıktan söz edebiliriz. Çünkü yaratıcı edim zaten sınırlara karşı ortaya çıkar. Sınırlar, insanların işe yarar çözümler üretmesine neden olur. Zira “yaratıcılık” ile “yaramak” fiilinin aynı köklere sahip olması tesadüf değildir. Dünyada işe yaramayan o kadar fazla icat var ki, hiç şüphesiz hepsinin ortak noktası sınırlarında stratejik hataların olmasıdır. Yaratıcı stratejisi olmayan bir reklam fikri üretmek dünyanın en zor şeylerinden biridir ve elbette yanlıştır. Bir reklam ne kadar “iyi” olursa olsun, bu onun asla tek başına “doğru” bir reklam olduğunu göstermez.

Yaratıcılıkta sınırlar ne kadar gerekliyse bilinçaltımızda kendi kendimize yarattığımız çağırışım duvarları da o kadar gereksizdir. Her insanın ve toplumun bilinçaltındaki varsayımlar farklıdır. Bilinçaltımızdaki bu duvarları aşmak için farklı kültürleri keşfetmek, olaylara tersten bakmak ve farklı bakış açıları elde etmek gerekiyor. Tabii ki çok fazla çalışarak, pes etmeden…

Doğru sınırlamalarla, gereksiz çağırışım duvarlarını yıkarak üretilmiş yeni ve özgün bir fikrin yaratıcı olmama ihtimali çok azdır.

Görsel: totalgeekdom.com