Teknoloji insanın dünya üzerindeki kontrolünü artırıyor mu?

28 Eylül 2009

Her geçen gün ihtiyaçlar doğrultusunda yeni teknolojik araçlar üretiliyor. Toplum bu araçları yaşantısına dahil ediyor, iletişimde yeni enstrümanları kullanıyor ve yeni zihinsel ortak kalıplar, ortak deneyimler ortaya çıkıyor. Bu da tabii ki kültürün yeniden şekillenmesi anlamına geliyor.

Neil Postman Technopoly?de teknoloji-kültür ilişkisini inceliyor. Kültürleri, araç(alet) kullanan kültürler, teknokrasiler ve teknopoliler olarak üç grupta topluyor, teknopoliyi bir tür kültürel AIDS olarak tanımlıyor ve şu şekilde özetliyor;

Teknoloji güvenilmek ve itaat edilmek isteyen bir dosttur; ki birçok insan teknolojiye güvenmektedir ve boyun eğmektedir zira teknoloji gerçekten de çok cömerttir. Fakat elbette bu dostluğun karanlık bir yanı vardır. Teknolojinin hediyeleri yüksek maliyetten masun değildir. En dramatik haliyle ifade edersek, teknolojinin kontrol dışı büyümesi insanlığın hayati kaynaklarını yok etmektedir suçlamasında bulunabiliriz. Teknoloji, ahlaki temelden yoksun bir kültür meydana getirmektedir.

Kelime anlamından da anlaşılacağı gibi teknoloji bir araçtır. İnsan yaşamını kolaylaştıran araç, gereç ve aletlerdir. Otomobiller, uçaklar, iş makineleri, televizyonlar, bilgisayarlar, cep telefonları? Hepsinin insan hayatına kattığı konfor ve kolaylıkları var. Evde, okulda, işte, uyurken, seyahat ederken, eğlenirken, iletişim kurarken, insan neredeyse yaşantısının her safhasında teknolojiyi kullanılıyor. Televizyon sayesinde, haberler ve olup bitenler hakkında kolayca bilgi sahibi olunabiliyor. Otomobil ve uçaklarla daha hızlı seyahat edilebiliyor. Cep telefonları mekân sınırlarını ortadan kaldırıyor. Bilgisayarlar işleri pratikleştiriyor. Internet sınırsız olanaklar sunuyor, birkaç tuş ve birkaç saniye içinde kıtalararası kişi/kişilerle iletişim imkânı sağlıyor.

Bu manzaraya bakıldığında, iddia edildiği gibi ?teknoloji sayesinde insanın dünya üzerindeki kontrolünün arttığı? doğru bir söylem gibi görünüyor. Fakat bu söylem sadece teknolojinin bir ?araç? olarak algılanması durumunda geçerli olur. Zira toplum bu teknolojik araçları o kadar benimsemiştir ki onu sorgulamadan olduğu gibi kabullenerek yaşamına sokmuş ve sorunlarını çözemez, eleştiremez, fikir yürütemez hale gelmiştir. Çünkü teknolojik araçların topluma faydası olduğu gibi zararları da vardır. Örneğin televizyon, toplum için birçok yönden faydalı bir araçtır. Diğer taraftan aynı teknolojik araç, toplumsal hareketleri şekillendirmek ve yön vermek için de kullanılabilen bir ?araç?tır. Ama her iki durumda da televizyonu bir ?araç? olarak algılayıp kullanan taraf için iddianın doğru olduğunu söyleyebiliriz.

Buna benzer birçok teknolojik aracın kaçınılmaz dezavantajları ve tehditleri mevcuttur. Finansal işlemlerinin internet aracılığıyla kolayca yapılabilmesinin yanında tehditleri de vardır. Uydu aracılığıyla dünyanın izlenebilmesi bir topluluk için avantajken başka bir topluluk için dezavantaj olabiliyor. Cep telefonları da iletişimi kolaylaştırıyor ama bunun yanında dinlenebilme özelliğiyle özel hayatı, baz istasyonlarıyla insan sağlığını tehdit eder nitelikte. Uçak insanoğlu için çok faydalı bir ulaşım aracıdır ama 11 Eylül?de aynı aracın bu kez başka bir amaç için ?araç? olarak kullanılıp topluma ne derece büyük maddi/manevi zararlar verdiğine de tanık olduk.

İnternet teknolojisi, sınırsız özgürlük ve deneyim imkânı sunarak yeni kültürlerin oluşmasına sebep oldu. Bunun örneklerinden bir tanesi de Sam Sifton?ın ?Yettie? (Young Entrpreneurial Technocrats) olarak tanımladığı yaşam biçimi. 80?li yıllardaki ?Yuppie? kültüründen sonra iletişim ve bilgisayar teknolojisinin son yıllarda hızla gelişimi sonucu ortaya çıkan Yettie?ler? Genelde bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe çalışan, işini sosyal yaşam ve aileden üstün tutan gençlerden oluşuyor. Yettie kültürü, Postman?ın teknoloji-kültür ilişkisinde savunduklarının ne kadar doğru olduğunu kanıtlıyor.

İnsan, teknolojiye fazlasıyla güveniyor, onu olduğu gibi kabul ederek yaşamına dahil ediyor. Çünkü, ilk bakışta teknoloji analitik işlemler yapıp gerçek verileri hemen çözümleyip sunabilen hatasız bir fayda sağlayıcı olarak algılanıyor. Teknolojinin, bir araç olarak kullanıldığında insanın dünya üzerindeki kontrolünü arttırdığı kısmen doğrudur. Fakat günümüz düzenine baktığımızda toplumun teknolojik araçları kontrol etmediğini aksine teknolojik araçların kontrolünde istemsiz olarak oluşturdukları yeni kültürlerinin içinde yaşam sürdüğünü görmekteyiz.