01maraton

İlk Yarış Deneyimi: İstanbul Maratonu

24 Kasım 2013

Haziran 2011’den beri düzenli olarak koşuyorum. Koşmaya başlamadan önce bunun benim için bir spordan çok tutkuya dönüşeceği aklımın ucundan bile geçmezdi. 3 kilometreyi geçmeyen ilk koşularımı yapmaya başladığım dönemlerde her koşu sonrası günlerce bacak ağrıları çekiyordum. Haftada bir kez koşabiliyordum ama koşmaya devam ettim. İnsan ağrılarına rağmen koşmaya devam eder mi? Gerçekten aptallık gibi görünüyor… Fakat belirli bir düzene girdikten sonra ağrı kalmıyor, koşmak tamamen keyif ve tutkuya dönüşüyor. Öyle bir tutku ki, gezip gördüğün tüm yeni yerleri hemen kafanda koşu rotası olarak planlamaya başlıyorsun bile.

Zamanla işi daha ciddiye alıp koşuyla ilgili kaynakları karıştırdım. Laktat sınırı, basış şekli, postür, ayakkabı seçimi gibi konular hakkında bilgi sahibi olmaya başladım. Çıplak ayakla koşular yaparak ön ayakla yere inmeye alıştım. Fartlek ve interval gibi farklı antrenman türleriyle koşu programımı zenginleştirdim. Boşa giden kilometreleri en aza indirmek için her koşumun amacını önceden belirlemeye çalıştım. Zaten öğrendiklerimi uygulamaya başladıktan sonra neredeyse hiç bir sakatlık yaşamadım.

Hazır koşulara başlamışken, bu sene 35.’si düzenlenen İstanbul Maratonu’na katılmaya karar verdim. Henüz maraton (42.2 km) koşabilecek seviyeye gelmediğim için 15K kategorisine kayıt oldum. İnanılmazdı. Binlerce kişiyle köprüde koşmak insanın tüylerini diken diken yapıyor gerçekten. Güzel İstanbul’umuzun araçsız caddelerinde özgürce koşmak unutulmaz bir deneyim oldu benim için.

Bu benim ilk yarış deneyimimdi. Hedefimi bir buçuk saat olarak belirlemiştim. Yarışı 5’42” tempo ile 1 saat 26 dakikada tamamladım. Gelecek seneki organizasyonu şimdiden iple çekiyorum. Kim bilir belki de ilk maratonumu koşarım.

35. İstanbul Maratonu

Nike+

Fotoğraflar: http://www.istanbulmarathon.org/kosumaraton-bilgileri/foto-galeri.aspx